
İstanbul Ataşehir kliniğimizde sıklıkla tedavi ettiğimiz çikolata kisti, tıbbi adıyla endometriozis, rahim içini döşeyen hücrelerin (endometrium) rahmin dışında, en sık da yumurtalıklarda yerleşmesiyle ortaya çıkan kronik bir hastalıktır. Yumurtalıklarda yerleşen bu doku, her adet döneminde kanayarak içi koyu kahverengi, yoğun bir sıvıyla dolu kistler oluşturur. Bu görüntü erimiş çikolataya benzediği için halk arasında "çikolata kisti", tıp dilinde ise endometrioma olarak adlandırılır.
Özellikle üreme çağındaki kadınlarda görülen bu durum; kronik kasık ağrısı, ağrılı adet görme ve infertilite (çocuk sahibi olma güçlüğü) gibi yaşam kalitesini ciddi şekilde etkileyen sonuçlar doğurabilir.
ESHRE (Avrupa İnsan Üremesi ve Embriyolojisi Derneği) güncel endometriozis kılavuzlarını referans almaktayız.
Peki, çikolata kisti tehlikeli midir? Belirtileri nelerdir ve nasıl tedavi edilir? Gelin bu konuyu tüm detaylarıyla, aklınızdaki soru işaretlerini giderecek şekilde inceleyelim.
Her yumurtalık kisti çikolata kisti değildir. Basit kistler genellikle içi berrak sıvı dolu keseciklerdir ve çoğu zaman 1-2 adet dönemi sonra kendiliğinden kaybolur.
Ancak çikolata kisti kendiliğinden kaybolma eğilimi göstermez. Kronik bir durumdur, tedavi ve düzenli takip gerektirir. Çikolata kisti ultrason görüntüsü, tipik "buzlu cam" manzarası ve koyu renkli yoğun içeriği ile uzman bir kadın doğum hekimi tarafından kolayca ayırt edilebilir.

Çikolata kistinin belirtileri her hastada aynı şiddette olmaz. Bazı hastalarda kist çok büyük olmasına rağmen rutin ultrasonda tesadüfen fark edilirken, bazı hastalarda küçük bir kist bile hayatı zindan edebilir.
En Sık Görülen Çikolata Kisti Belirtileri:

Çikolata Kistinin Gözden Kaçan Diğer Belirtileri:
Hastalığın yayıldığı bölgeye göre şikayetler değişebilir. Eğer dokular bağırsaklara veya sinirlere sıçradıysa derin pelvik endometriozis (derin endometriozis) adını alır.
| Özellik | Normal Adet Ağrısı | Çikolata Kisti (Endometriozis) Ağrısı |
|---|---|---|
| Zamanlaması | Adetin 1. günü başlar, 1-2 güne azalır. | Adetten günler önce başlar, tüm adet boyu sürer. |
| Ağrı Bölgeleri | Sadece alt karın ve kasık bölgesi. | Kasıklara, bele, bacaklara ve bazen makata hissedilir. |
| İlaçlara Yanıtı | Basit ağrı kesicilerle genellikle geçer. | Klasik ağrı kesiciler çoğunlukla yetersiz kalır. |
Hastalarımız kasık ağrısına aşina olsalar da, hastalığın yayıldığı bölgelere göre çok daha farklı ve şaşırtıcı belirtiler ortaya çıkabilir. Eğer çikolata kisti (endometriozis) dokuları rahim dışına, pelvik sinirlere ve bağırsaklara doğru ilerlediyse buna Derin Pelvik Endometriozis adı verilir.

Çikolata kistinin tanısında ilk adım her zaman transvajinal ultrasonografidir (TVUS). Deneyimli bir kadın doğum hekimi, karakteristik "buzlu cam" görünümü ve koyu içeriğiyle çikolata kistini ultrasonda büyük bir doğrulukla ayırt edebilir. Basit fonksiyonel kistler berrak sıvıyla doluyken, çikolata kisti yoğun, ekojenik içeriğiyle kendine özgü bir görüntü verir.
Kan tahlilleri de tanıyı destekler. CA-125 kanser belirteci değerleri kan tahlilleri ile ölçülür. CA-125 değerinin yüksek olması çikolata kistinde görülür, kanser anlamına gelmez.
Derin endometriozis şüphesinde MRI (manyetik rezonans görüntüleme) devreye girer. Bağırsak, mesane veya üreter tutulumu söz konusu olduğunda MRI, cerrahın operasyonu önceden planlamasını sağlar.
Kesin ve nihai tanı ise laparoskopi ile konur. Karın içindeki endometriozis odaklarının gözle görülmesi ve biyopsi alınması, histolojik olarak hastalığı doğrular. Ancak yalnızca tanı koymak amacıyla her hastaya ameliyat planlamak doğru değildir; ultrason ve klinik bulgular çoğu zaman yeterlidir.
Çikolata kisti olan hastaların en büyük endişesi kanser riskidir. Çikolata kistleri iyi huylu oluşumlardır ve kanser değildir. Çok nadir vakalarda bazı yumurtalık kanseri türleriyle ilişkilendirilmiş olsa da, bu risk genel popülasyondan çok yüksek değildir. Düzenli takip, bu endişeyi yönetmek için en doğru yoldur.

Çikolata kistleri iyi huylu oluşumlardır ve kanser değildir. Hastalar kan tahlillerinde tümör belirteci olan CA-125 değerinin yüksek çıktığını görünce büyük bir paniğe kapılır.
Ancak CA-125 sadece kanserde değil; çikolata kisti, miyom ve hatta basit adet dönemlerinde bile yükselebilen bir değerdir.
Çok nadir vakalarda yumurtalık kanseri türleriyle ilişkilendirilmiş olsa da, düzenli hekim takibinde olan bir hastada bu risk kontrol altındadır. (İnternetteki "CA 125 düşüren yiyecekler" gibi bilimsel dayanağı olmayan kürlere itibar etmeyiniz, asıl tedavi kistin yönetilmesidir.)

Kist içeriğinin karın boşluğuna sızması durumuna rüptür (patlama) denir. Çikolata kisti patlaması belirtileri arasında aniden başlayan, bıçak saplanır tarzda dayanılmaz karın ağrısı, mide bulantısı, ateş ve bazen tansiyon düşüklüğü yer alır.
Kistin içindeki eski kan karın zarına yayıldığında ciddi bir enfeksiyon (akut karın) yaratır. Bu durum acil tıbbi müdahale ve çoğunlukla acil ameliyat gerektirir. Gebelikte çikolata kisti patlaması da nadir görülen ama acil takip gerektiren bir durumdur.
Genellikle 4-5 cm ve üzerindeki kistler, kendi etrafında dönme (torsiyon) veya patlama riski taşıdığı için tehlike sınırına yaklaşmış kabul edilir ve ameliyat gündeme gelebilir.
Ancak karar sadece cm bazında verilmez; 3 cm'lik bir kist hastaya dayanılmaz ağrılar yaşatıyorsa cerrahi planlanabilirken, 6 cm'lik şikayetsiz bir kist (özellikle yumurtalık rezervi düşükse) bir süre daha yakından takip edilebilir.
Eğer siz de adet dönemlerinizde yaşam kalitenizi düşüren dayanılmaz ağrılar çekiyor veya ultrason kontrollerinizde kistinizin büyüdüğünden endişe ediyorsanız; hastalığın ilerlemesini ve çevre organlara zarar vermesini beklemeden kliniğimizden randevu alarak detaylı bir muayene olabilir, içinizi rahatlatacak doğru teşhis sürecini başlatabilirsiniz.

Doktorunuz size "Evre 3 endometriozis" dedi ve siz ne anlama geldiğini merak ediyorsunuz. Bu sınıflandırma, Amerikan Üreme Tıbbı Derneği (ASRM) tarafından geliştirilmiş uluslararası bir puanlama sistemine dayanır. Hastalığın karın içindeki yayılımına, yapışıklık miktarına ve kist boyutuna göre skorlama yapılır.
Evre 1 (Minimal): Yüzeysel, küçük endometriozis odakları vardır. Yapışıklık yok ya da çok azdır. Şikayetler hafif olabilir veya hiç olmayabilir.
Evre 2 (Hafif): Odaklar biraz daha derinleşmiş, kist küçük boyuttadır. Ağrı başlamış olabilir.
Evre 3 (Orta): Yumurtalıklarda çikolata kisti oluşmuştur. Karın içinde yapışıklıklar gelişmeye başlamıştır. Bu evreden itibaren kısırlık riski belirgin biçimde artar.
Evre 4 (Ağır / Derin Pelvik): Büyük çikolata kistleri, karın içinde ciddi yapışıklıklar ve bağırsak ya da mesane gibi organlara kadar ilerleyen odaklar söz konusudur. Derin pelvik endometriozis adını alan bu evre, cerrahi açıdan en zorlu ve en titiz yaklaşım gerektiren formdur.
Önemli bir husus: Evre ile ağrı şiddeti her zaman orantılı değildir. Evre 4 hastası hiç ağrı hissetmezken, Evre 1 hastası adet dönemlerinde dayanılmaz sancılar yaşayabilir. Doğru tedavi kararı için evre tek başına belirleyici değil; hastanın şikayetleri, yaşı ve gebelik planı birlikte değerlendirilmelidir.
Çikolata kisti tedavisi her hastaya özel planlanır. Hastanın yaşı, ağrı şiddeti, kistin boyutu ve en önemlisi çocuk isteği olup olmadığı tedavinin rotasını çizer.
İlaç tedavisi kisti sihirli bir şekilde tamamen yok etmez; amacı hastalığı baskılamak, kistin büyümesini durdurmak ve şikayetleri kontrol altına almaktır. Hastalarımız sıklıkla "Doğum kontrol hapı kisti yok eder mi?" veya "Kist için doğum kontrol ilaçları kullananlar fayda görür mü?" diye sormaktadır. Doğum kontrol hapları yumurtlamayı baskılayarak kistlerin beslenmesini engeller ve adet ağrılarını ciddi oranda azaltır.
Endometriozis tedavisinde en çok reçete edilen ve araştırılan ilaçlardan biri Dienogest (Visanne 2 mg) adlı hormon ilacıdır.
Hastalarımız sıklıkla "Çikolata kistine ne iyi gelir, bitkisel çözüm var mı?" arayışına girmektedir. Anti-inflamatuar (iltihap giderici) özelliği olan zerdeçal tüketmek, Omega-3 ağırlıklı (balık, taze sebze) beslenmek ve glüteni kısıtlamak ağrıları hafifletmede faydalıdır.
Ancak dikkat: İnternette dolaşan "soğan kürü ile çikolata kisti geçenler" tarzı efsanelere aldanarak asıl tıbbi tedavinizi geciktirmemelisiniz. Soğan kürü gibi yöntemlerin çikolata kistini (endometriomayı) erittiğine dair hiçbir bilimsel veri yoktur. Aksine, vakit kaybı kistin büyümesine, bağırsaklara yapışmasına veya patlamasına zemin hazırlayabilir.
Kist belli bir boyutu geçtiğinde, ilaçlara rağmen şiddetli ağrı sürdüğünde veya kısırlığa (infertilite) yol açtığında altın standart tedavi Laparoskopik Çikolata Kisti Ameliyatı'dır.
Çikolata kisti ameliyatı (laparoskopi) planlanan kadınların en büyük korkusu, "Ameliyat olursam yumurta rezervim düşer mi, erken menopoza girer miyim?" endişesidir. Bu, son derece haklı bir sorudur.
Çikolata kisti, yumurtalık dokusunun içine sıkıca tutunan bir kisttir. Kapalı ameliyat sırasında uygulanan kist kapsülünü soyma işlemi çok hassas bir cerrahi yetenek gerektirir. Eğer cerrah bu konuda yeterince tecrübeli değilse, kisti çıkarırken yanlışlıkla sağlam yumurtalık dokusuna zarar verebilir. Ancak deneyimli bir endometriozis cerrahı, mikroskobik düzeyde çalışarak sadece hastalıklı dokuyu (kapsülü) temizler ve sağlam yumurtalığı korur. Özellikle derin endometriozis ameliyatı olanlar, doğru hekim seçimiyle hem dayanılmaz ağrılarından kurtulmakta hem de üreme potansiyellerini (AMH değerlerini) koruyabilmektedir.
Çikolata kistiniz nedeniyle ameliyat olmanız gerektiği söylendiyse ancak yumurtalık rezervinizin (AMH) zarar görmesinden endişe duyuyorsanız; kapalı cerrahi (laparoskopi) konusundaki deneyimlerimizden faydalanmak ve sizin için en güvenli cerrahi planlamayı birlikte konuşmak üzere kliniğimizle iletişime geçerek görüşme randevusu oluşturabilirsiniz.
İlaç tedavisi, çikolata kistini tamamen yok etmekten çok, şikâyetleri kontrol altına almayı ve hastalığın ilerlemesini yavaşlatmayı hedefler.
Sık kullanılan ilaç grupları:
İlaç tedavisi özellikle:
hastalarda tercih edilebilir. Ancak ilaçlar bırakıldığında şikâyetlerin tekrar ortaya çıkma ihtimali vardır.

Çikolata kisti belli bir boyutu geçtiğinde, şiddetli ağrıya yol açtığında veya infertilite (çocuk sahibi olma güçlüğü) söz konusu olduğunda cerrahi tedavi gündeme gelebilir. Günümüzde çoğu durumda kapalı cerrahi dediğimiz laparoskopik yöntem tercih edilir.
Laparoskopik cerrahinin avantajları:
Cerrahi sırasında amaç, mümkün olduğunca yumurtalık dokusunu koruyarak sadece kistin çıkarılmasıdır. Bu yaklaşım özellikle çocuk sahibi olmayı planlayan kadınlar için önemlidir. Eğer bir kadının çocuğu yoksa cerrahi her zaman en son seçenek olmalıdır.

Çikolata kisti tedavisinde cerrahi, genellikle ilaçla kontrol altına alınamayan şiddetli ağrılarda, kistin hızla büyümesi durumunda veya çocuk sahibi olma önünde ciddi bir engel teşkil ettiğinde tercih edilir.
Cerrahi kararında sadece kistin boyutu değil, hastanın şikâyetleri de belirleyicidir. Genellikle 4-5 cm ve üzerindeki kistler, kendi etrafında dönme (torsiyon) veya patlama riski taşıdığı için ameliyat gündeme gelebilir. Ancak kist küçük olsa bile hastanın ağrısı yaşam kalitesini bozuyorsa cerrahi planlanabilir.
Günümüzde altın standart laparoskopik (kapalı) cerrahidir.
Hastalar için kapalı ameliyat oldukça konforludur. Ancak cerrah için; kistin bağırsaklara, mesaneye veya rahim arkasına yapışık olması operasyonun titizlik derecesini artırır.
Kapalı ameliyatın en büyük avantajı hızlı iyileşmedir:
Ameliyat öncesinde doktorunuz size özel hazırlık talimatları verecektir. Genel olarak ameliyattan 6-8 saat öncesinden itibaren aç kalınması, kan sulandırıcı ilaçların önceden bırakılması ve mevcut ilaçlarınızın hekiminizle gözden geçirilmesi beklenir.
Ameliyat sonrasında ise şunlara dikkat edilmesi önerilir: İlk 24-48 saat hafif yürüyüş yapılması gaz sancısının geçmesini hızlandırır. İlk iki hafta ağır kaldırmaktan ve yoğun spordan kaçınılmalıdır. Cinsel ilişki için genellikle 3-4 hafta beklenmesi önerilir. Ameliyat bölgelerinde kızarıklık, ateş veya artan ağrı gibi enfeksiyon belirtilerinde derhal doktora başvurulmalıdır. İlk altı ay içinde düzenli ultrason kontrolleri aksatılmamalıdır.
Ameliyat kararı verildiği halde operasyondan kaçınmak şu riskleri beraberinde getirebilir:
Bu, kadınların en büyük çekincesidir. Deneyimli bir cerrahın amacı, sadece kist kapsülünü çıkarmak ve sağlam yumurtalık dokusunu korumaktır. Bu hassas denge, özellikle ileride gebelik planlayan kadınlar için hayati önem taşır. Eğer kist çok büyükse veya her iki yumurtalıkta da varsa, doktorunuz ameliyat öncesi yumurta dondurma seçeneğini sizinle paylaşabilir.
Cerrahi müdahale kisti temizlese de, hastalığın temelindeki 'endometriozis' odağı baskılanmazsa kistin tekrarlama riski vardır. Bu nedenle ameliyat sonrası doktorunuzun önereceği hormonal baskılayıcı tedaviler (ilaç veya hormonlu spiral gibi) kistin yeniden oluşmasını engellemekte kritik rol oynar.
Artık neredeyse hiçbir zaman endometriozis hastalığının tedavisinde açık cerrahi seçilmez.
Çikolata kisti bazı kadınlarda gebelik şansını azaltabilir. Bunun nedeni, endometriozis odaklarının yumurtalığı veya tüpleri etkilemesi, yumurtlama kalitesini bozması veya karın içinde yapışıklıklara yol açması olabilir.
Önemli noktalar:
Gebelik planı olan bir kadında çikolata kisti saptandığında, karar mutlaka bu konuda deneyimli bir kadın doğum uzmanı ile birlikte verilmeli, hem yumurtalık rezervi hem de uzun vadeli planlar dikkate alınmalıdır.
İleri evre çikolata kisti, karın içinde ciddi yapışıklıklara neden olarak tüpleri tıkayabilir veya yumurta kalitesini bozarak kısırlığa (infertilite) yol açabilir. Peki, çocuk sahibi olmak isteyen bir hastaya önce ameliyat mı yoksa önce tüp bebek mi yapılmalıdır?
Çikolata kistinde tüp bebek başarısı doğru stratejiyle oldukça yüksektir. Eğer hastanın yaşı ilerlemişse ve kan tahlillerinde yumurtalık rezervi (AMH) düşük çıkmışsa, kiste hiç dokunmadan (ameliyat etmeden) doğrudan tüp bebek (IVF) tedavisine geçmek en güvenli yoldur.
Ancak kist çok büyükse, tüplerde sıvı birikimine (hidrosalpinks) yol açmışsa veya embriyonun tutunmasına fiziksel engel oluyorsa, önce laparoskopik ameliyat ile ortam temizlenmeli, ardından tüp bebek planlanmalıdır. Kliniğimizde kisti olup aşılama veya tüp bebek yöntemiyle sağlıkla hamile kalan pek çok hastamız bulunmaktadır.
Anne olma hayalinizi çikolata kisti nedeniyle erteliyor veya kısırlık endişesi taşıyorsanız; sizin durumunuzda önce ameliyatın mı yoksa doğrudan tüp bebek (IVF) tedavisinin mi daha yüksek başarı getireceğini belirlemek adına kliniğimizden randevu alabilir, kişiye özel üreme yol haritanızı bizimle çizebilirsiniz.
Çikolata kisti olan kadınların en büyük korkusu "Çocuğum olmayacak mı?" düşüncesidir. Öncelikle şunu belirtelim: Çikolata kisti olanların çocuğu olur! Birçok kadın kisti olmasına rağmen doğal yollarla rahatça hamile kalmaktadır.
Ancak ileri evre endometriozis; yumurta kalitesini bozabilir, karın içinde yapışıklıklar yaparak tüpleri tıkayabilir ve gebeliği zorlaştırabilir.
Ameliyat olan hastaların aklındaki en pratik soru şudur: "Kaç ay sonra denenebilir?" Yanıt, hem tıbbi hem de bireysel faktörlere bağlıdır.
Laparoskopik (kapalı) ameliyat sonrasında vücudun toparlanması için genellikle en az 4 ila 6 haftalık bir iyileşme süreci beklenir. Ancak hamile kalmak için aktif olarak çaba gösterilmesi gereken pencere, ameliyat sonrası 6 ila 9. aylardır. Uzmanlar, bu dönemin gebelik şansının en yüksek olduğu zaman dilimi olduğu konusunda hemfikirdir. Nedeni basittir: Ameliyatla temizlenen pelvik ortam henüz tazeliğini korumakta, yumurtalıklar en iyi işlev kapasitesinde bulunmakta ve yeni yapışıklıklar henüz oluşmamıştır.
Bekleme süresi yaşa göre farklılık gösterir. 35 yaş altındaki hastalarda ameliyat sonrası 6 ay korunmasız ve düzenli cinsel ilişkiyle gebelik denenebilir; gerekirse bu süre 12 aya kadar uzatılabilir. 35 yaş üstündeki hastalarda ise bekleme süresi 6 ayı geçmemelidir. Eğer bu sürede gebelik oluşmazsa vakit kaybetmeden yardımcı üreme yöntemlerine, yani aşılama veya tüp bebeğe yönlendirilmesi gerekir.
Ameliyat sonrası gebelik şansı, hastalığın evresinden de doğrudan etkilenir. Evre 1-2 endometriozis vakalarında laparoskopi sonrası aylık gebelik şansı yaklaşık yüzde 4-5 artarken, ileri evre olan Evre 3-4 hastalarda bu artış yüzde 1-2 düzeyinde kalmaktadır. Dolayısıyla ileri evrede doğrudan tüp bebek planlaması çoğu zaman daha akılcı bir tercih olabilir.
Son olarak pratik ama önemli bir noktanın altını çizmek gerekir: Ameliyat sonrası kistin tekrarlamaması için doktorunuzun önerdiği hormonal baskılama tedavisini kullanmak ile hamile kalmaya çalışmak arasında zaman zaman bir çelişki yaşanabilir. Bu ikisi arasında doğru dengeyi kurabilmek için gebelik planınızı mutlaka cerrahınızla açıkça konuşun. Size özel bir yol haritası oluşturmak, bu süreçteki en doğru ve en güvenli adımdır.
Tedavi ve takip edilmemiş çikolata kistleri aşağıdaki sorunlara yol açabilir:
Çikolata kisti kronik seyirli bir hastalıktır; dönem dönem şikâyetler artıp azalabilir. İlaç tedavisi, uygun cerrahi yaklaşım ve düzenli takip sayesinde pek çok kadın normal yaşamına, işine ve sosyal hayatına devam edebilir.
Kronik ağrı, her ay tekrarlayan sancılar, hamilelik kaygısı ve ne zaman düzeleceği bilinmeyen bir hastalıkla yaşamak; zamanla tükenmişlik, anksiyete ve hatta depresyona zemin hazırlayabilir. Araştırmalar, endometriozis hastalarının yaklaşık yarısında klinik düzeyde anksiyete ya da depresyon belirtileri görüldüğünü ortaya koymaktadır. Bu, hastalığın fiziksel boyutu kadar gerçek ve ciddiye alınması gereken bir durumdur.
Şikayetlerinizi hafifletmek için değil, ciddiye almak için doktora gittiğinizi hatırlamanız önemlidir. Gerektiğinde bir psikolog veya terapistle çalışmak, ağrı yönetimi ve başa çıkma stratejileri açısından tedaviyi tamamlayan bir destek olarak düşünülebilir. Endometriozis olan milyonlarca kadın, doğru tedavi ve destek sistemiyle hem sağlıklı hem de dolu bir yaşam sürmektedir.
Hastaların kendilerine dikkat etmeleri için bazı öneriler:
Endometriozis (çikolata kisti), doğru takip ve kişiye özel tedavi ile yönetilebilen bir durumdur. Önemli olan, şikâyetleri göz ardı etmemek ve alanında deneyimli bir kadın doğum uzmanından profesyonel destek almaktır.
Beslenme, ağrı yönetiminde yardımcı olabilir. Anti-inflamatuar bir diyet (iltihap giderici) tercih edilmelidir. Omega-3'ten zengin balık, taze sebze ve meyveler faydalıyken; kırmızı et, işlenmiş şeker ve glütenli gıdaların sınırlandırılması bazı hastalarda sancıların azalmasına yardımcı olabilir.
Kronik ağrılarla baş etmeye çalışan hastalarımız internette haklı olarak "Çikolata kistine kesin bitkisel çözüm" veya "Kiste iyi gelen bitkiler" gibi aramalar yapmaktadır. Tıbbi tedavinin yanında beslenmenin gücüne inanıyoruz; örneğin anti-inflamatuar (iltihap giderici) özelliği güçlü olan zerdeçal tüketmek, kistin yarattığı yangıyı ve ağrıyı hafifletmede oldukça faydalıdır.
Ancak "Soğan Kürü" Tehlikesine Dikkat!
İnternette ve forumlarda sıkça yayılan "Soğan kürü ile çikolata kisti geçenler" veya "Kist için kür kullananlar" şeklindeki efsaneler tıbbi açıdan büyük bir risk taşır. Soğan suyu gibi bitkisel kürlerin, içi koyu kanla dolu, kalın kapsüllü bir çikolata kistini (endometrioma) eritip yok ettiğine dair hiçbir bilimsel kanıt yoktur.
Bilimsel tedaviyi (ilaç veya cerrahi) reddedip aylarca sadece soğan kürü içerek vakit kaybeden hastalarda; kistin daha da büyüdüğünü, bağırsaklara yapıştığını, hatta aniden kist patlaması (rüptür) yaşayarak acil ameliyata alınmak zorunda kaldıklarını sıklıkla görmekteyiz. Lütfen sağlığınızı kulaktan dolma doğal çözümlerle riske atmayın ve tedavinizi mutlaka alanında uzman bir kadın doğum hekimiyle yürütün.