Açık cerrahi, tedavi edilecek bölgeye ulaşmak için ciltten başlayarak, alttaki dokularda kesi yapılarak uygulanan cerrahi yöntemdir. Karın bölgesinde yapılan açık ameliyatlar genellikle “laparotomi” olarak adlandırılır.
Cerrahinin ilk olarak bu şekilde tanımlanması ve tüm cerrahların aldığı temel eğitim şekli olsa da günümüzde daha az tercih edilen bir yöntemdir. Artık günlük pratiğimizde oldukça az tercih edilse de her cerrahın gerektiği durumlarda (acil veya komplike vakalarda) açık cerrahi tekniği bilmesi gerekmektedir.
Bu yöntemde cerrah, organları ve dokuları doğrudan gözle görür, eliyle hisseder ve geniş bir çalışma alanına sahip olur. Özellikle zor ve acil durumlarda, açık cerrahi hala güvenilir ve etkili bir tedavi seçeneğidir.

Açık cerrahi, anlık olarak görüş ve dokulara doğrudan erişim imkânı sağlar. Bu sayede çok büyük kitlelerin çıkarılması, yaygın yapışıklıkların açılması veya birden fazla organın aynı anda değerlendirilmesi gereken durumlarda avantajlıdır.
Karmaşık damar yapıları, ileri derecede yayılmış hastalıklar veya acil kanama kontrolü gereken vakalarda, doğrudan müdahale imkânı sayesinde hızlı ve etkili tedavi yapılabilir.
Bazı hastalarda kapalı cerrahi tekniklerinin teknik olarak mümkün olmadığı durumlarda açık cerrahi tek uygun seçenektir.
Açık cerrahi, kapalı yöntemlerin yetersiz kalabileceği veya güvenli olmadığı düşünülen durumlarda tercih edilir. Çok büyük tümörler, laparoskopik ameliyatın uygun olmadığı, yaygın karın içi yapışıklıkları, ciddi enfeksiyonlar veya kontrol altına alınması gereken ani kanamalarda açık cerrahi ön plana çıkabilir.
Bazı kanser cerrahilerinde, lenf bezlerinin detaylı çıkarılması ve çevre dokuların geniş güvenlik sınırı ile alınması gerektiğinde de açık cerrahi tercih edilebilir. Acil durumlarda hastanın genel durumu ve hastalığın yaygınlığı dikkate alınarak en güvenli cerrahi yaklaşım belirlenir. Acil müdahale gereken durumlarda en hızlı şekilde cerrahi müdahalenin yapılmasını sağlar.
Kadın hastalıkları alanında artık laparoskopi çok yaygın olarak kullanılsa da, çok büyük miyomlar, kanser şüphesi olan kitleler, dev yumurtalık kitleleri, yaygın yapışıklıklar veya bazı jinekolojik kanser ameliyatlarında açık cerrahi tercih edilebilir.
Bu yaklaşım, hem pelvik organların hem de karın içi diğer yapıların ayrıntılı biçimde değerlendirilebilmesine olanak tanır. Gerektiğinde rahim, yumurtalıklar, tüpler ve lenf bezleri aynı seansta açık cerrahi ile tedavi edilebilir.

Açık cerrahi genellikle genel anestezi altında, yani hasta tamamen uyutularak yapılır. Cerrah, tedavi edilecek bölgeye uygun uzunluk ve konumda bir cilt kesisi yapar ve alttaki kas ve dokuları kontrollü şekilde açarak ameliyat sahasını oluşturur.
Organlar ve çevre dokular doğrudan gözle görülerek ve elle hissedilerek değerlendirilir, planlanan cerrahi işlem (kitle çıkarılması, onarım, organ alınması vb.) gerçekleştirilir.
Ameliyat tamamlandıktan sonra kanama kontrolü sağlanır, tüm dokular sırasıyla uygun teknikle kapatılır ve cilt kesi bölgesi cilt içi görünmez dikişler ile kapatılır.
Açık cerrahi sonrası iyileşme süreci, kapalı yöntemlere göre genellikle biraz daha uzun sürer. Kesi alanı daha geniş olduğu için ameliyat sonrası ilk günlerde karın bölgesinde ağrı, gerginlik ve hareketle zorlanma hissi sık görülen şikâyetlerdir.
Hastalar genellikle ameliyattan sonraki 6 saat içinde ayağa kaldırılır ve yürümesi teşvik edilir; bu, hem hızlı iyileşme hem de pıhtı riskinin azaltılması için önemlidir.
Hastanede kalış süresi yapılan ameliyatın türüne, hastanın yaşına ve genel sağlık durumuna göre değişmekle birlikte, birkaç günden daha uzun olabilir.
Dikişlerin alınması veya kendiliğinden erimesi sonrası süreçte yara bakımı, ağır kaldırmaktan kaçınma ve kontrol randevularına uyum önemlidir.
Açık cerrahi, diğer tüm cerrahi yöntemler gibi bazı riskler taşır. Kanama, enfeksiyon, kesi yerinde açılma, seroma(kesi yerinde sıvı birikmesi) veya hematom oluşumu, yara yerinde iyileşme problemleri ve daha uzun süren ağrı bu riskler arasındadır.
Karın içi organlarda (bağırsak, mesane, damarlar vb.) yaralanma riski teorik olarak mevcuttur ancak deneyimli cerrahi ekip ve dikkatli teknikle bu riskler azaltılabilir. Ayrıca, geniş kesilere bağlı olarak karın duvarında ilerleyen dönemlerde fıtık gelişimi de olası komplikasyonlar arasında sayılabilir. Bu nedenle ameliyat öncesi riskler ve alınacak önlemler cerrah tarafından hastaya ayrıntılı biçimde anlatılmalıdır.
Kapalı cerrahi yöntemler (laparoskopi, robotik cerrahi, VNOTES) küçük kesilerle ve kamera eşliğinde yapılırken, açık cerrahide daha büyük bir kesi ile doğrudan görüş alanı sağlanır.
Kapalı yöntemler genellikle daha az ağrı, daha kısa hastanede kalış süresi ve daha küçük yara izi sunarken, her zaman her durumda uygulanamayabilir.
Açık cerrahi, özellikle büyük kitleler, yaygın yapışıklıklar, ani ve kontrolsüz kanamalar veya ileri evre tümör cerrahilerinde çoğu zaman daha güvenli ve uygulanabilir bir seçenektir. En doğru yöntem seçimi, hastalığın tipi, ameliyatın kapsamı, hastanın ek hastalıkları ve cerrahın deneyimi göz önünde bulundurularak yapılır.
Açık cerrahi, genel durumu ameliyata elverişli olan ve kapalı yöntemlerin teknik olarak yetersiz kalacağı düşünülen hastalarda öncelikli seçenek olabilir. Çok büyük rahim veya kitlelere sahip olan, önceden çok sayıda karın ameliyatı geçirmiş ve yaygın yapışıklığı olduğu düşünülen, ileri evre kanser cerrahisi planlanan hastalarda açık cerrahi tercih edilebilir.
Acil durumlarda, hastanın hayati bulguları ve ameliyatın süresi de göz önüne alınarak açık cerrahiye karar verilebilir. Tüm bu değerlendirme, cerrah, anestezi uzmanı ve gerekirse diğer branşların ortak kararı ile yapılır.
Ameliyat öncesinde ayrıntılı bir muayene, kan testleri, görüntüleme yöntemleri ve anestezi değerlendirmesi yapılır. Doktorunuz, ameliyattan önce belirli bir süre aç kalmanız, bazı ilaçları geçici olarak bırakmanız veya düzenlemeniz gerekip gerekmediği konusunda sizi bilgilendirir.
Ameliyat sonrası dönemde, verilen ağrı kesicileri ve diğer ilaçları düzenli kullanmak, yürüyüş yaparak dolaşımı artırmak ve ani hareketlerden kaçınmak iyileşmeyi destekler.
Yara yerinin temiz ve kuru tutulması, pansuman ve dikiş bakımının önerildiği şekilde yapılması enfeksiyon riskini azaltır. Şiddetli ağrı, ateş, yara yerinde artan kızarıklık, akıntı veya karında şişlik gibi beklenmeyen durumlarda zaman kaybetmeden doktora başvurulmalıdır.
Açık cerrahi, modern kapalı yöntemlerin yaygınlaşmasına rağmen pek çok durumda hâlâ vazgeçilmez ve güvenilir bir tedavi seçeneğidir.
Özellikle karmaşık, yaygın ve acil vakalarda cerraha geniş görüş alanı, dokulara doğrudan temas ve hızlı müdahale imkânı sağlar.
Hangi cerrahi yöntemle tedavi edileceğinize, hastalığınızın özellikleri ve genel sağlık durumunuz dikkate alınarak, deneyimli bir cerrah tarafından karar verilecektir. Ameliyat süreciyle ilgili tüm sorularınızı açıkça sormanız ve tedavi ekibi ile iş birliği içinde olmanız, hem fiziksel hem de psikolojik açıdan daha güvenli ve konforlu bir süreç geçirmenize yardımcı olacaktır.